kızmadan olmaz çünkü |
yakında 23 ümden gün almaya başlayacağımı farkettiğimde karar verdim 22 de kalmaya. 10 sene sonra da sorarsanız cevabım aynı olacak, dış görünüş sorununu daha sonra çözmeyi düşünüyorum. bol küfür ederim, kendimi bildim bileli küfürbazım ailemden böyle gördüm, sonradan olmuş bişey değil yani. rahatsız olanlar varsa şimdiden bilsin. unutmadan, günlük gibi burası biraz. birileri okuyo diye yazıp çizmiyorum. ha bi de istanbulu severim ben böyle vapurlar falan, güzel yani. |
ha bi de evet denizoğlan bak başladım ben tekrardan yazmaya. artık aynı şeyi görüp üzülmeyeceksin.
yine memleket yine aynı hisler yine sikko durumlar. “benden başka kimseye giren çıkan yok madem koy götüne” diyesim geliyor yine tutuyorum kendimi. ses çıkarmasına engel olduğum ama senelerdir içerden fısıldamayı bırakmayan duyguların hepsi ölsün istesem de öldürmemeye olan çabam takdire şayan. hemen bi alkış kopartıyorum kendime. bu alkış son olsun ama yeter lan kaç sene oldu.
Anonim sordu: öLdüN mü bEbEqiMMM =??
olabilir
(Kaynak: timburtonmoviegifs, theoceanislikeyou gönderdi)
haftaya 7 finali olan bendenizin gecenin bi saatinde uyuyup yarın erken kalkma gibi seçeneği varken aklımı çelip beni bilgisayar karşısına sürükleyen film oldu bu. uzun zamandır uğraşıyordu zaten ama daha fazla irademe hakim olamadım.
mutsuz muyum peki? hayır kesinlikle. yatağımın başucunda 1909 da çekilmiş bi eyfel fotoğrafının dev posteri varken nasıl mutsuz olabilirm ki? tam da benim istediğim zamanlar benim şehrim. bi kez gitmiş ve tamamen görememiş biri olarak yine içimde bi keşke.
| ♕ | Eiffel at dusk - Champ-de-Mars, Paris | © echiner1
böyle hani iyice abartıp başını omzuna yaslayıp ağlayacak. ama herkesin durumu en az kendisininki kadar kötüdür. hayat boktandır onlara da. kokusunu alan ve almayan vardır sadece belki de.
dün yani 28 aralıkta üçüncü iş günümdeydim ben. yine herşey çok güzel artık alıştığım yüzler, yabancılığını çekmediğim olaylarla çevrilmiştim. heh bi de dedikodu falan da duymaya başlamıştık oradakilerle ilgili ki bi kız için dedikodu ekmek su gibi temel bi ihtiyaçtır. keyfime diyeceğiniz yok vesselam.
ama tek derdim gece elifi üst kata canlı müziğin olduğu yere alıp beni onla beraber almamalarıydı, patrona gidip o kadar istememe rağmen yine alt katın monotonluğunda sıkışıp kalmıştım anlayacağınız. ordaki yavşak iş arkadaşımla sürekli tripleşmeler falan da canımı sıkmıyor değildi.
kattaki tek bayan garson olarak hangi masalara gideceğime dikkat ediyorum elbette. kesin bi sınıflandırma yok kafamda, gözümün tutup tutmamasına göre bazı masalara gitmiyorum. ama dün mecburiyetten bi masaya baktım 3 erkek oturmuşlardı, 3 bira istediler, hemen getirildi tabi. bu 3 ün ikisini gözüm tutmasa da diğerinin onların yanında ne işi olduğuna anlam veremedim. sarışın iyi giyimli bi çocuktu. sürekli masalar arasında dolaştığımdan dolayı her müşteriyle olduğu gibi göz göze geldik bi kaç kere ama ortada umursanacak bi şey yoktu. yukarı tuvalete çıkarken, masaya geri otururken benim görüş açıma girmeye çalışması işkillendirdi ama pekala. bi kaç kere masaya çağırıldım, küllük menü vesaire için. en son da hesap istemek için kalktı o el. hesabı dokunmatik bıdıdan çıkartıp önlerine koydum. açtı “3 bira için 77 lira ödeyen ilk insanlar biz oluruz herhalde” dedi. meğersem masa numarasını yanlış girmişim. tekrar çıkartıp götürdüm hesabı. ama 3 bira 4 bira yazılmış, bunun için bi daha gittim masaya hesabı düzeltmek için. en son hesabı götürdüğümde “kaleminizi rica edebilir miyim?” diye sordu sarı kafa. mal mal baktım ben de artık anlamıştım ne olacağını. yanımdan geçen komi uzattı kalemini. ben masadan uzaklaştım. masadan kalkarken benim yanıma gelip hesap kutusunu elime bıraktı ve iyi geceler diledi. kıpkırmızı oldum. söylememe gerek yok ama söyleyeyim hesap fişinin yanında numara yazılı bi peçete vardı. ilk peçeye yazılmış numaramın hikayesi de böyle olmuş oldu, güler misin ağlar mısın işte. çalışıyorum, kendi ayaklarıın üzerinde durmaya gayret ediyorum diye hafif meşrep kız muamelesi mi görmek zorundayım ben yahu? bi iki bira taşıdım masalarla ilgilenirken iki gülümsedim diye yollu mu oldum şimdi ben? bunun kaşarlık ve ya kataklık sınırı da var mı acaba. neyse sinirim geçti.